Yaparak Yaşayarak Öğrenme

Yaparak Yaşayarak Öğrenme

Deneyimleyerek Öğrenme Dönemi

deneyim

Ülkemizde hemen her yıl, bazen yıl içerisinde bile eğitim ve öğretim politikalarında değişimler yaşanabiliyor. Nedendir bilinmez, ama bu yıl beyaz olan eğitim modeli bir anda gelecek sene siyahlara bürünebiliyor.

Aslına bakarsanız değişim özünde iyi bir olgudur. Ancak eğitim öğretim faaliyetlerinin uzun soluklu eylemler olduğunu da unutmamak gerekiyor. Herhangi bir program çok sık periyotlarla değiştirildiği takdirde iyi mi kötü mü olduğu bile anlaşılamadan çöpe gidebiliyor.

Hani derler ya: “En kötü karar bile kararsızlıktan daha iyidir.” diye işte öyle bir şey…

Şimdi bu kısa eleştirel girizgâhtan sonra gelelim esas maruzatımıza…

Çocuklarımızı ezberden kurtaralım derken kitapları bilgiden yoksun bırakmamalı daha önemlisi öğretim hayata dönük olmalı. Bunu ben demiyorum, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu‘nda, Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları bölümünde açıkça belirtilmiş. Yani bunu Milli Eğitim Bakanlığı’mız diyor.

Ama gelin görün ki okullarda öğretmeye çalıştıklarımız hayata dönük olmaktan, uygulanabilirlikten ve sürdürülebilirlikten çok uzak…

 Ders kitapları etkinlikten geçilmiyor, yaptırabildiklerimizi elbette yaptırmaya gayret ediyoruz ama yeterli olmuyor sanırım. Sınıflar amaçsız yığınlar…

Sadece lise diplomasının para ettiği günler çok geride kalmasına rağmen zihniyet hala aynı…

En kalıcı bilgi aktarımı ve öğrenme eylemi yaparak, yaşayarak, deneyimleyerek öğrenmedir. Öğretmen merkezli öğretim modelinden acilen uzaklaşılarak, öğrenci merkezli öğretim kucaklanmalıdır. Burada bir duralım. Söylemeye çalıştıklarım ne kadar da güzel değil mi? Peki uygulanabilirliği ne durumda? Öğrenci aktif olmalı. Tamam ama öğrenci aktif olmak istemezse ne olur halimiz. Sonuçta zorla işin içine sokamıyoruz öğrenciyi? Eee olduğu kadar artık mı diyelim, yoksa daha fazla sorgulamalarla devam mı etmeliyiz?

Şimdilik kolay gelsin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir